Ring – Çap
Yoğunluk :
Dış Çap :
İç Çap :
Boy :
Lama
Yoğunluk :
Genişlik :
Kalınlık :
Boy :
KG   Hesaplama

Sağlam Metal 23. Yaşını Kutluyor

İnsanoğlu hayat denilen inişli çıkışlı yola koyulduğunda henüz 14 aylıkken birbirine yardım etmeye başlarmış. Örneğin yanındaki bir kişinin uzanamadığı bir şeyi ona uzatırmış ve iki yaşında da paylaşmaya başlarmış. Demek ki insanoğlu daha bebeklik çağında iken yardıma ve merhamete programlanmış olarak hayata başlıyor. Yaşı ilerledikçe yetişme ortamı onu bu programın dışına çıkarabiliyor.

Keşke insanoğlu sevdikleri ile mutlu bir hayat sürmek ve daha iyiyi ve güzeli bulmak için çıktığı yolda, insani duygularını kaybetmeden huzur içinde ilerleyebilse. Yolun acı ve buruk anları dışında yardımlaşma, sevinç ve huzurla dolu anları biraz daha fazlaysa "ne mutlu bize" diyebilse. Madem ki böyle bir yolcuğun içinde, bunu daha keyifli hâle getirse. Daha iyi ve güzeli ararken, elindeki iyilik ve güzellikleri kaybetmese. "Eğer benim beden ve ruh gücüm yerindeyse ailem de gurur duyar arkadaşlarım da" deyip kendi kendinin doktoru olarak ve yaralarını sararak yola devam edebilse. Ne geçmişteki pişmanlıklar ne de gelecek endişesi olmadan anı yaşayarak mutlu olabilse. Konuşarak, şarkı söyleyerek ve şiir okuyarak dışa vurduğu hislerinin ana madeni olan kalbine seyahat edip insanlığı ile gururlansa. "En güzel yolculuk insanın kendi içine yaptığı yolculuktur" dedikleri şey kalbimize yaptığımız gezi olmasın?                            

Kızılderili reisi kervanın başındaki adamına biraz yavaş gitmesi için seslenmiş: "Biraz yavaşla, ruhlarımız vücudumuza yetişemiyor" diyerek de açıklama yapmış. Yola koyulmanın amacı daha güzel bir yer bulmak ve bunun tadını çıkarmak ise, bu işlevi görecek sağlam bir ruha da ihtiyaç var. Yoksa ruhu geride bırakarak ilerlemek ne işe yarar? Mutluluğun yanı başında olduğunu göremeden oradan oraya koşturanlardan ne farkı olur o insanın?  

Amacımız paylaşarak ve birbirimize destek olarak yol almak ise, buna inanarak ve adım adım yaklaşarak gururlanırsak bu yolculuğun zevkine doyum olur mu? Dünyanın kaos hâlinde olduğu ve yalnız insanların giderek arttığı bir ortamda yardımlaşarak, güvenerek ve birbirini severek bir beyaz nokta oluşturmanın verdiği huzur duygusuna ne demeli? Arapçada "Önce yol arkadaşı, sonra yol" anlamına gelen bir atasözü var (Evvel refik, badel tariq). Yüzlerce yıl geçmişten gelen anlamlı bir söz. Yolu paylaştığın kişi veya kişiler sağlamsa yolun uzaklığı veya bozukluğunun ne önemi var? Başta yolculuğun kendisi güzel. Güzeli arıyorsak mutlaka bulacağız. Bulanlar, arayanlardır.

Yolu paylaştıklarımız... Onların yola güç veren bakışları... Önce şüpheli ve soğuk bakışları... Sonra güvenen ve bununla birlikte gelen enerji veren bakışları. "Sen önden gitmeye devam et, biz arkandayız" cümlesine tercüme edilen ve sonra söze de dökülen bakışlar. Bunlar olmasa önde giden nasıl uçarcasına gider? İnsanın insana güveni kadar var mı başka güzel bir his?

Yolda kervana eklenenler... "Bu kervan iyi bir kervan" deyip de katılmak isteyenler... Kendi içlerinde çatışmalarını çözmüş, dingin, vatanını ve milletini seven insanların oluşturduğu bu kafile uçmaz mı? "Bu iş benim, siz burayı düşünmeyin" deyip işine dört elle ve mertçe sarılanlar... Daha ne yapasınız? Sayenizde herkes yolculuğu daha güvenli hissediyor.

Şairin dediği gibi, "İlle de görmek için mi beklenir güzel günler, beklemek de güzel". Ben de "ille varmak için mi yapılır yolculuk, yolculuk da güzel" diyorum. 23 yıldır süren bu yolculuğumuzda güzel arkadaşlığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygı ve sevgiyle öpüyorum.

 

Hakan Koçak

©2020 - Sağlam Metal Tüm Hakları Saklıdır.